“Türkiye’yi Hafife Almak ya da Dermansız Mitomani Esirleri” « Güneş Gazetesi

SON DAKİKA

“Türkiye’yi Hafife Almak ya da Dermansız Mitomani Esirleri”

Bu haber 17 Eylül 2021 - 16:54 'de eklendi ve 70 kez görüntülendi.

Dünyayı saran pandemi nedeniyle bu aralar aşı konusu gündemde.

Aşı ile birlikte safsatalar da dorukta.

Aşıya inanmadığını söyleyenlere rastlıyoruz ne yazık ki.

Ama her şerde mutlaka bir hayır vardır; onların sayesinde bilimin gücünü de bir kez daha görmüş oluyoruz.

Bilim gerçekten insanoğlu için son derece öneme haiz bir olaydır.

Bir an için insanlığın bilim alanında ilerlemediğini varsayarsak ne kadar önemli olduğu gerçeğine saniyeler içerisinde vakıf oluruz.

Bilim önemlidir..

Psikoloji de önemli bir bilim dalıdır.

İnsan olarak içimizde yaşadıklarımızı, davranışlarımızı, duygularımızı, heyecanlarımızı, korkularımızı, her şeyimizi bilimin bu dalı ile tedavi ederiz.

Oldukça ileri bir bilim dalıdır.

Bu bilimin bize davranışlarımıza ilişkin olarak öğrettiği gerçeklerden birisi de mitomanidir.

Yani, yalan söyleme hastalığı..

Hastalığa kapılmış kişilere de mitoman denir kısaca..

Bugünlerde pandemik olarak Covid-19 etkisi altındayız.

Ama sonuçta geçip gidecek, bitecek.

Çünkü bilim imdadımıza yetişti, aşılar geliştirildi.

Pandemi sona erince endemik sorunlarımızla baş başayız bilesiniz.

Herkes buna hazır olsun.

Yukarıda bahsettiğim mitomani; yalan söyleme hastalığı da endemik yaşadığımız bir salgındır.

Ülkemizde ne yazık ki yalan, çok yaygındır.

Ülkesel, bölgesel, yani endemik olmuştur.

Hemen her konuda yalana sarılıyoruz ne yazık ki..

Sallıyoruz gitsin..

Salla gitsin, nereden bilecekler..

Temel bu..

Bu şiarla çıktığımız yolda kontrolü çoktan kaybettik.

Hatta o kadar ki, çoğumuz söylediği yalanlara kendileri de inanmaya başladılar.

O kadar çok örnek var ki, aklınız almaz, şaşırır kalırsınız..

Özellikle de siyasi alanda çok fazla örneği mevcut.

Bizde ne yazık ki siyasi eleştiri genelde karşı tarafı kötülemek ekseninde olmakta.

Kara çalmak temel nokta.

Kendisini anlatan, çıkış yolu gösteren, yanlış dediğinin doğrusunun ne olduğunu anlatan pek fazla yok.

Yok denecek kadar az..

Durum böyle olunca da kantarın topuzu kaçmakta.

Karşı tarafı kötülerken bir mitomana dönüşmekteyiz.

Sıralıyoruz ve sonra da dönüp bunlara kendimiz de inanıyoruz.

Sonrası ayıkla pirincin taşını durumları..

Delinin birisi kuyuya taş atmış, sözü durumu daha iyi anlatırdı ama “deli” lafından alınan “mitoman”lar olabilir diye kullanmadım.

Bu kadar lafı neden ettiğim hususuna gelirsek…

Türkiye konusunda söylenen ve yazılan bazı şeylere kafayı taktım bu aralar..

Türkiye ile KKTC arasında son dönemde daha da ileriye taşınan güzel ilişkiler var.

Pandemi dönemi “kötü gün dostu” kavramını yaşatarak öğretti hepimize.

Kıbrıs Türk Halkı, Anavatanı’nın değerini bir kez daha yaşayarak gördü.

Daha önce de olmuştu, yine oldu.

Ve yine olacaktır..

Tabii bu durum birilerini rahatsız etti yine..

Ve başladılar saydırmaya..

Türkiye’nin ne kadar zorda olduğunu, darda olduğunu söylemeye başladılar..

Sonra da dönüp kendileri de inandılar..

Aslında şunu görmeleri lazımdı ki, söylediklerinin bir an için doğru olduğunu varsaydığımızda, Türkiye’nin yardımlarının değeri bir o kadar daha artmakta.

Düşünün ki, zorda olan, darda olan bir ülke size yardım eli uzatmakta.

Hem de sınırsız, hem de koşulsuz, hem de anında..

Mali kaynaksa mali kaynak, ilaçsa ilaç, aşıysa aşı, hastaneyse hastane..

Bu pandemi döneminde Avrupa Birliği ülkeleri bile birbirlerinin kaynaklarını ve aşılarını çalmaya kadar işi götürmüşken, Türkiye Cumhuriyeti Devleti KKTC’nin her derdine deva oluverdi.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni, Türk Milleti’ni, Anadolu İnsanı’nı sakın ola kimse hafife almasın..

Sıraladığınız yalanlara inanıp da başka türlü hayaller kurmayın, rüyalar kurmayın..

Çok fazla tıp bilgim yok..

Mitomaninin tedavisi var mı bilemem.

Ama eğer siz bu yanlışta ısrar ederseniz, günün sonunda öyle bir şok yaşarsınız ki…

Kesin tedavi…

Ama yan etkileri de mutlaka olacaktır..

Söylemedi demeyin..