“ÖZEL TEMSİLCİNİN YAPACAĞI BİR GÖREV YOKTUR” « Güneş Gazetesi

SON DAKİKA

“ÖZEL TEMSİLCİNİN YAPACAĞI BİR GÖREV YOKTUR”

Bu haber 02 Temmuz 2021 - 20:12 'de eklendi ve 258 kez görüntülendi.

Gayet açık ve net..!

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, dün ülkemize yaptığı ziyarette gerçekleşen basın toplantısında kullandı bu cümleyi.

Brüksel sonrası Cumhurbaşkanı Tatar ve ekibiyle istişarelerde bulunmak üzere KKTC’ye gelen Çavuşoğlu, düzenlenen ortak basın toplantısında son derece net konuştu.

Bir süre önce konuşulmaya başlanan “BM Özel Temsilci atayacak” iddiasını da ortadan kaldırmış oldu.

Bu yönde bir, ve hatta iki öneri olduğunu biliyoruz.

BM Genel Sekreteri Guterres’in önce Cenevre, ardından da Brüksel’de bu yöndeki niyetini dile getirmiş olduğunu bizzat Cumhurbaşkanı Ersin Tatar açıklamıştı.

Özel temsilci atamak, BM Genel Sekreterlerinin uzunca bir zamandır kullanmakta oldukları bir metot.

Yeni bir şey değil..

Kimler gelip geçmedi ki zaman tünelinden..

Saymakla bitmez..

Hatta merhum Kurucu Cumhurbaşkanı’nın bu konuda yeni atanan ve kendisini ilk kez ziyaret etmekte olan bir BM Genel Sekreteri Özel Temsilcisi’ni özellikle bir sandalyeye oturtup, nedeni sorulunca da “bu sandalyede bugüne kadar kaç tane Özel Temsilci oturduğunu tahmin bile edemezsin” cevabını vermiş olduğu hepimizin malumudur.

Ben bunu bizzat kendisinden de dinleme şansına ulaştım.

Her gelen Genel Sekreter birilerini gönderdi.

“Özel Temsilci”nin her türünü gördük.

Hepsinin de kendilerine has artı özellikleri vardı.

Ve hepsi de iddialı gelmişlerdi.

“bu seferki farklı” ve “kesin bu çözer” şeklindeki etiketlerin, aslında birer balon olduğunu görmek içinse çok zaman beklemek gerekmedi.

Tamamı da iki-üç denemeden sonra tükendi.

Çünkü metotları yanlıştı.

Çünkü “federasyon” sorunu çözmek için değil, sürdürmek için vardı.

Ama BM yine de bu modelde ısrar etti.

Nasıl etmesin ki..?

Taraflardan birisi “federasyon olmazsa olmaz” derken, diğer taraf daha da tutkulu bir şekilde “ölürüm federasyon yoluna” seviyesine yükselmişti.

Yılları böyle kaybettik, heba ettik.

Ama artık farklı bir noktadayız.

Kıbrıs Türk tarafının ortaya koymuş olduğu ve Garantör Türkiye’nin de destek verdiği “iki devletli çözüm” modeli artık gündemde.

Cenevre’deki görüşmelerde sunulan altı maddelik öneri paketi Genel Sekreter Guterres’in Kıbrıs dosyasındaki yerini aldı.

Birilerinin beklediği katastrof yaşanmadı.

Masa devrilmedi.

Aksine devamı yönünde çalışma yapılıyor.

Ve şimdi o masada Kıbrıs Türk tarafının “eşitlik ve egemenlik” konularında ortaya koyduğu talepleri de var.

Brüksel sonrası gözler Eylül ayındaki New York buluşmasına çevrilmişken ortaya atılan iki konu hayli dikkat çekti.

Birincisi, BM Genel Sekreteri’nin Temmuz raporuna “kendi kendini yöneten bölge” şeklinde bir ifade yerleştireceği, diğeri ise yeni bir özel temsilci atayacağı şeklindeydi.

Kıbrıs Türk tarafı tam destek vermese de, “kendi kendini yöneten bölge” ifadesinin içeriğini incelemeye aldı.

Konu her yönüyle analiz edilmekte.

Ama diğer konu, yani yeni bir özel temsilci atanması meselesi artık söz konusu değil.

Çünkü Türk tarafı bunu istemediğini açıkça ortaya koydu.

Başta yazdık.

Türkiye Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu bunu net bir şekilde ortaya koydu.

Sayın Çavuşoğlu konuyu son derece net bir şekilde anlattı.

“İstemeyiz” demedi, “Özel Temsilcinin Yapacağı Bir Görevi Yoktur” dedi.

Umarım herkes anlamıştır.

Türk tarafının artık zaman kaybetmeye tahammülü olmadığı ve konuyu uluslararası haklar ve hukuk çerçevesinde çözmeye son derece kararlı olduğu çok rahat anlaşılır bir şekilde ortaya konulmuştur.

Artık iş özel temsilcinin yapacağı nafile görüşmeler yerine, sonuç alıcı ve gerçekçi adımlara bırakılmalıdır.

Çözüm veya anlaşma, adına her ne dersek diyelim, sonuç alıcı bir yola girilmek üzere olunduğunu herkese anlatan bir kararlılık ortaya konulmuştur.

Birilerinin konuyu sürekli olarak işe yaramadığı zamanla kanıtlanmış eski fabrika ayarlarına çekme hevesi yarım kalmıştır, daha da kalacaktır.

Anavatan Türkiye’nin her alandaki tam desteği ile yoluna güçlenerek devam edecek olan KKTC ve onun halkı, uluslararası alanda hak ettiği yeri mutlaka alacaktır.

Bunun için yapmamız gereken tek şey inanmak ve çalışmaktır.

İnanç ve çalışmanın önünde hiçbir engel duramaz, hiçbir köhne zihniyet barınamaz.

Üretime endeksli, üreten ve ihraç eden bir KKTC hedefi için ilk adımlar atıldı.

Gerisi de gelecek.

Bir yandan siyasi atılım sürerken, ekonomik gelişme için yapılması gerekenler de ihmal edilmiyor.

KKTC’nin sağlık ve ulaşım altyapısı için planlanan yatırımlar hızla hayata geçiyor.

Pandemiye rağmen ülkenin dört bir yanında yaşanan hareketliliğin herkes farkında.

Biz şimdilik yol yapımı nedeniyle bir süreliğine tıkanan trafikten şikayet ediyoruz.

Veya on yıllardır ihmal edilmiş olan köy yollarımız yenilenmeye başlanınca “ihaleyi kimin aldığı” derdine düştük.

Bunlar olacak.

Yıllardır yapılan yanlışların getirdiği bazı alışkanlıkların yarattığı yan etkilerdir bunlar.

Aynı korona aşısı gibi.

Yan etkisi olacak ama sonuç değişmeyecek.

Her açıdan sağlığa kavuşmak için bunlar şart…

AZİZ KARAAZİZ[email protected]
GÜNDEM