Dönemin tanıkları Türkiye’nin KKTC’nin kuruluş sürecine desteğini anlattı « Güneş Gazetesi

SON DAKİKA

Dönemin tanıkları Türkiye’nin KKTC’nin kuruluş sürecine desteğini anlattı

Bu haber 14 Kasım 2020 - 17:25 'de eklendi ve 389 kez görüntülendi.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) ilanı sürecinde bizzat görev alan dönemin tanıkları, 15 Kasım 1983’e giden yolda Türkiye’nin siyasi, diplomatik ve askeri desteği olmasaydı Kıbrıs Türklerinin milli direnişi sürdürmesinin, ayrı bir devlet kurmasının, hatta var olmasının bile mümkün olmayacağını söyledi.
Türkiye, KKTC’nin kuruluşuna giden yolda bir yandan tüm diplomatik kanalları zorlarken diğer yandan diplomasi yanıtsız kaldığında Kıbrıs Türkü’nün varlığını güvence altına almak için Barış Harekatı ile sahada varlık gösterdi.
Kıbrıs Türk Federe Meclisi’nde alınan kararla 15 Kasım 1983 tarihi, Kıbrıs Türk halkının mücadelelerini devlet olgusuyla dünyaya ilan ettiği bir gün oldu. Meclis aynı gün olağanüstü oturumunda KKTC’nin kuruluşunu ve bağımsızlık bildirisini oy birliğiyle kabul etti. KKTC’nin kurulmasıyla Kıbrıs Türk halkının kendi kaderini tayin etme hakkı ilan edilmiş oldu.
Eski Dışişleri ve Savunma Bakanı Taner Etkin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kıbrıs Türk Federe Devleti Meclisinin 17 Haziran 1983’te aldığı bir kararla Kıbrıs Türk halkının self-determinasyon hakkına sahip olduğunu dünyaya ilan ettiğini, 15 Kasım 1983’te ise bu karara dayanarak bağımsız, egemen KKTC’nin ilan edildiğini söyledi.
Etkin, “Bağımsızlık Bildirgesi’nde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilanının, iki eşit halk arasında ortaklığın bir federasyon çatısı altında yeniden kurulması ve iki halk arasında bütün sorunların barışçı ve uzlaştırıcı bir politikayla çözülmesi için müzakereler yapılması önerildi.” diye konuştu.
Bağımsızlık ilanında Türkiye’nin çok büyük desteği ve katkısı olduğunu kaydeden Etkin, şöyle konuştu:
“Türk Federe Devletini ilan ettiğimiz 12 Şubat 1975 yılından beri aslında bağımsızlık ilanını düşünüyorduk. Kurucu Cumhurbaşkanımız Rauf Denktaş daha o dönemde doğrudan doğruya bağımsız cumhuriyet ilan etme arzusunda olduğunu hissettirmiş ve bunu Türkiye ile istişare etmişti. Ancak o günün koşulları çerçevesinde ona henüz ulusça hazır değildik. Türkiye’nin üzerinde de ciddi baskılar vardı. Dolayısıyla bağımsızlık ilanı ertelendi.”
Etkin, Türkiye’nin desteği ve yardımları, Kıbrıslı Türklerin kararlı direnişi ve Temmuz 1974’teki Silahlı Kuvvetler’in başarılı operasyonu olmasaydı KKTC’nin bugünkü varlığının söz konusu olmayacağını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Bu mücadele ve kararlılık olmasaydı belki de Kıbrıs, bugün bir Yunan adası olarak varlığını devam ettirecekti. İzolasyon ve yalnız bırakılan Kıbrıslı Türklerin durumuna tüm dünya maalesef sessiz kalmıştı. Uluslararası düzeyde uzun yıllar büyük haksızlığa uğradı. Kıbrıslı Türklerin en büyük desteği dün olduğu gibi bugün de Türkiye’dir. KKTC ilan edildikten sonra devletimizi anında ilk tanıyan ülke, ana vatan Türkiye Cumhuriyeti oldu. BM’de ve tüm uluslararası platformlarda bizi savunan tek ülke, Türkiye’dir.”

“KKTC BİR GECEDE İLAN EDİLMEDİ”

KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş‘ın Danışmanı Sabahattin İsmail Sağıroğluları ise merhum Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın, Enosis amaçlı Rum saldırılarının başladığı ve Türklerin eşit kurucu ortağı olduğu Kıbrıs Cumhuriyeti’nden silah zoruyla atıldığı 1963 yılından beri bağımsız bir Kıbrıs Türk Cumhuriyeti fikrini savunduğunu ve bu hayalinin de 15 Kasım 1983’te gerçekleştiğini söyledi.
Sağıroğluları, Denktaş’ın 1964 yılı içinde “Kıbrıs’ta bağımsız bir Kıbrıs Türk Devleti ilan edilmelidir“ şeklindeki açıklamasını hatırlatarak, “Ne var ki o günlerde Rum-Yunan ikilisi tarafından kuşatma altında yaşamaktaydık. Ayrı devlet ilan etmenin siyasi koşulları olmasına karşın, gerekli fiziki koşullara sahip değildik. Bu imkana, ana vatan Türkiye’nin desteğiyle 11 yıl süren soylu bir varoluş savaşı sonunda, 1974 Türk Barış Harekatı ile sahip olduk. 20 Temmuz 1974’te gerçekleşen Barış Harekatı sayesinde Kıbrıs Türkleri, esaretten ve kuşatmadan kurtularak adanın özgürleştirilen kuzey kısmında toplandılar.” dedi.
Türk Barış Harekatı ile bağımsız devlet için gerekli olan fiziki koşulların da sağlandığını Sağıroğluları, KKTC’nin bağımsızlık sürecini şöyle anlattı:
“1963 Kanlı Noel saldırılarından sonra kendi ayrı yönetim hedefimiz hep var oldu. 1967’de ‘Geçici Kıbrıs Türk Yönetimi’, 1970’lerin başında ‘Kıbrıs Türk Yönetimi’, 1974 Barış Harekatından hemen sonra ‘Otonom Kıbrıs Türk Yönetimi’, 1975’te de ‘Kıbrıs Türk Federe Devleti’ ilan edildi. Ve nihayet Mayıs 1983’te federasyon kurmak için görüşmeler devam ederken Rumların BM Genel Kurulu‘na başvurarak Türkiye ve Kıbrıs Türk halkını suçlayan bir karar çıkarmaları üzerine bağımsız, egemen bir devlet ilan etmek kaçınılmaz oldu.”

“TÜRKİYE’SİZ VAR OLMAMIZ MÜMKÜN OLMAYACAKTI”

Sağıroğluları, Kıbrıs Türklerinin bütün bu süreçte ana vatan Türkiye’nin tam desteğiyle hareket ettiğini, Türkiye’nin gerek milli direniş günlerinde, gerekse ayrı devlet ilan etme sürecinde hem askeri hem ekonomik hem siyasi hem de manevi yönden Kıbrıs Türk halkına her türlü desteği verdiğini ifade etti.
“Türkiye’nin büyük desteği olmasaydı bırakın milli direnişimizi sürdürmeyi ve bugün ayrı devlet olmayı, var olmamız bile mümkün olmayacaktı. Akritas Soykırım Planı ve İfestos Soykırım Planı çerçevesinde katledilecek ve toplu mezarlara gömülecektik.” diyen Sağıroğluları, şunları kaydetti:
“KKTC ilan edildikten sonra devletimizi anında ilk tanıyan ülke ana vatan Türkiye Cumhuriyeti oldu. BM’de ve tüm uluslararası platformlarda bizi savunan tek ülke Türkiye’dir. Türkiye sadece diplomaside, uluslararası kuruluşlarda, ekonomide ve askeri alanda değil, denizlerimizde de haklarımızı savunuyor. Mavi Vatan’da hakkımız olan hidro-karbon yataklarına sahip çıkıyor, Rum-Yunan ikilisinin gasp girişimlerini engelliyor. Kıbrıs Türk halkı olarak ana vatanımıza ve kopmaz, ayrılmaz bir parçası olduğumuz Türk ulusuna her zaman minnettarız.”

“TÜRKİYE OLMADAN BÖYLE TARİHİ BİR KARAR ALINAMAZDI”

KKTC Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Osman Ertuğ da Denktaş’ın Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin (KTFD) kurulduğu 13 Şubat 1975’te aslında doğrudan bağımsız bir devlet kurma arzusunu dile getirdiğini söyledi.
Ertuğ, o tarihteki şartların Kıbrıs Türklerinin bağımsız bir devlete sahip olması için henüz uygun olmadığını kaydederek, “O günün koşulları çerçevesinde ona henüz ulusça hazır değildik. Belli ki Türkiye üzerinde de çok baskılar vardı. Bizim bağımsız olmamızı istemeyenler vardı. Dolayısıyla o dönemde tam istediğimiz olmasa bile KTFD’yi ilan ettik. Bu adımla bir taraftan devlet olma arzumuzu ifade ederken diğer taraftan da bu devleti kurduğumuzda aynı zamanda federasyon oluşturmak, Rum tarafıyla eşitlik koşullarında federasyon olma arzumuzu uluslararası topluma bu şekilde ifade etmiş olduk.” diye konuştu.
KKTC’nin ilan edildiğine dair deklarasyonun halk tarafından kolayca benimsendiğini, aynı şekilde Türkiye halkı tarafından da desteklendiğini belirten Ertuğ, şunları anlattı:
“Halkımız, yaptığı yürüyüş ve mitinglerle bağımsızlığa hazır olduğunu zaten ortaya koyuyordu. Dolayısıyla bu konuda halk desteği vardı ama Türkiye’nin bu devletin hem kurulması hem de yaşayıp devam edebilmesi yani bekası konusunda rolü son derece önemli ve kritikti. Bu desteğe de sahip olduğumuz için tabii ki çok mutluyuz. Devletimiz bugünkü varlığını bu çerçevede sürdürmektedir.”
Ertuğ, Türkiye’nin bilgisi ve desteği olmadan KKTC’nin ilanının söz konusu olmadığını belirterek, “Dünyanın izolasyon uyguladığı, bizi yalnız bıraktığı bir durumdaydık. Gerek izolasyon sürecinde gerek 1960’larda hatta çok öncesinde başlayan milli mücadele sürecinde bize bir tek Türkiye elini uzattı. Dolayısıyla Türkiye olmadan böyle tarihi bir karar alınamazdı. Türkiye, özgürlük ve eşit statü mücadelemizde her zaman yanımızda durdu. KKTC’nin ilanı sürecinde Türkiye’nin rolü ve desteği çok büyüktü. Biz bu destek sayesinde KKTC devletini ilan ettik.” ifadelerini kullandı.