Başbakan Tatar: İki devletli bir çözüm mümkündür « Güneş Gazetesi

SON DAKİKA

Başbakan Tatar: İki devletli bir çözüm mümkündür

Bu haber 25 Eylül 2020 - 19:19 'de eklendi ve 428 kez görüntülendi.

Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı, Başbakan Ersin Tatar, BRT’de yaptığı seçim konuşmasında, son derece kritik günlerden geçildiğine işaret ederek,  özellikle de Doğu Akdeniz’de yaşanan gelişmelere bakıldığında 11 Ekim’deki Cumhurbaşkanlığı seçiminin öneminin daha da arttığını söyledi.

Enerji kaynaklarının keşfi ile Kıbrıs Adası’nın öneminin anlaşıldığını kaydeden Tatar, bu önemli bölgede Kıbrıs Türklerinin de hak sahibi olduğunu ifade etti.

Başbakan Tatar, Anavatan Türkiye’nin varlığının Kıbrıs Türklerinin Mavi Vatan’daki hak ve menfaatlerinin korunmasının garantisi olduğunun altını da çizdi.

Başbakan Ersin Tatar konuşmasında şunları kaydetti:

“Sevgili Kıbrıs Türk Halkı, değerli kardeşlerim, sözlerime başlarken hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Bildiğiniz üzere, 11 Ekim Pazar günü Cumhurbaşkanlığı seçimi için hepimiz sandıklara gidecek oyumuzu kullanacağız.

Oy kullanmak bir vatandaş için en önemli görevlerden biridir.

Dolayısıyla ülkemize, Devletimize, haklarımıza, hukukumuza sahip çıkmak için 11 Ekim günü sandık başına giderek oylarımızı yeni bir gelecek için kullanacağız.

Merak etmeyiniz, Yüksek Seçim Kurulumuz, Sağlık Bakanlığımız ve Polisimiz en sağlıklı koşullarda oy kullanmanız için her türlü önlemi alacaktır.

Değerli kardeşlerim…

Zor günlerden geçerek bugünlere geldik.

Yok edilmek istenen bir topluluk noktasından, Devlet sahibi bir halk noktasına birlikte mücadele ederek ulaştık.

Birçok kritik, tehlikeli dönemi birlikte başarı ile geçtik.

Kimileriniz belki, “biz bu kritik dönem laflarını çok duyduk, hiç bitmedi” diyecek ama gerçekler ortadadır.

Kıbrıs adasında yaşıyoruz ve bölgemizde hala devam eden sıcak çatışmalar var..

Neden?

Çünkü, Kıbrıs dünyanın en önemli ticaret yollarından birinin üzerindedir.

Dünyanın en önemli hidrokarbon kaynakları bu bölgede bulunmakta ya da bu bölgeden  Avrupa başta olmak üzere dünya pazarlarına ulaştırılmaktadır.

Ayrıca ve en önemlisi, 1999 yılında Mısır’ın denizde petrol bulmasıyla ortaya çıkmıştır ki, Doğu Akdeniz’de mali değeri oldukça yüksek hidrokarbon zenginlikleri bulunmaktadır.

Şu ana kadar yapılan çalışmalarda bu miktarın Doğu Akdeniz’de toplam 15 Trilyon metre küp Kıbrıs etrafında ise 3.3 trilyon metre küp olduğu tahmin edilmektedir.

Bölgede ayrıca, 55 milyar metre küp de petrol olduğu öne sürülüyor.

İşte bu gerçekle birlikte Kıbrıs adasının ve doğal olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin önemi daha da artmıştır.

Rum tarafı bizi kendi egemenliğini sürdüreceği, Türkiye’yi Kıbrıs’tan çıkaracağı bir anlaşma yapmaya zorlamak istiyor.

Crans Montana öncesinde, orada ve sonrasında yaşananlar bunun en açık göstergesidir.

Rumlar ve müttefikleri, Türkiye ve bizi şu veya bu şekilde Doğu Akdeniz’deki zenginliklerden dışlamak istiyorlar..

Doğu Akdeniz’de son aylarda yaşanan gerginliklerin, Fransa’nın, Amerika’nın, Rusya’nın işin içine girmesinin sebebi budur.

Herkes kendi çıkarını korumaya çalışıyor.

İşte biz de bu noktada doğru değerlendirmeler yapmak ve Anavatan Türkiye ile birlikte haklarımızı korumak zorundayız.

Bizim sözünü ettiğimiz YENİ GELECEĞİN temel noktalarından biri budur.

Biz sizlere, Türkiye ile birlikte yürümeyi, haklarımıza sahip çıkmayı doğal gazdan, bölgedeki kaynaklardan hakkımızı almayı, refah ve güvenlik içinde bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sözü veriyoruz.

Bunun için çok çalışacağız diyoruz.

Yeni geleceğimizle ilgili diğer önem verdiğimiz konu ise uzayıp giden ve bize zarar veren Kıbrıs konusunu artık bir sonuca bağlamaktır.

Çok nettir ki Sayın Akıncı’nın beş yıl önce ortaya attığı 4 boyutlu siyaset başarısızlıkla sonlanmıştır.

Kıbrıs konusunu iddia ettiği gibi kısa sürede çözememiştir.

İsviçre’nin Crans Montana kentinde 27 Haziran 2017 tarihinde ikincisi düzenlenen 5’li Kıbrıs konferansı 10 günlük bir çabaya rağmen 6 Temmuz 2017 gecesi çökmüştür.

Sebep ne idi?

Sayın Akıncı’nın Güzelyurt’u da içeren önemli toprak tavizine, Türkiye’nin garantörlüğünü tartışmaya açmasına rağmen Rum tarafı siyasi eşitliğimizi, kararlara etkin katılımımızı kabule yanaşmamıştır.

Bizim için yaşamsal önemi bulunan güvenlik konusunda ise “sıfır asker sıfır garanti” talebinde ısrar etmiştir.

Bu çöküşten sonra, tüm ilgili taraflar, bunun Kıbrıs’ta federal çözüm arayışlarının sonu olduğu konusunda birleştiler.

Sayın Akıncı bizzat kendisi Crans Montana’da bir basın toplantısı düzenledi ve “yapılanın kendi neslinin son federal çözüm çabası olduğunu ve başarı sağlanamadığını” söyledi.

“Bundan sonraki nesiller için federal çözüme ulaşmanın daha da zor olacağını” vurguladı.

Türkiye Dışişleri Bakanı Sayın Çavuşoğlu “Kıbrıs konusundaki Birleşmiş Milletler parametrelerinin değişmesi gerektiğini artık federal çözüm dışındaki çözümlerin de gündeme gelmesini istediklerini” açıkladı.

Biz de bunlara destek verdik ama sonra Sayın Akıncı çark etti…

Tekrar federasyona döndü…

Döndü de ne oldu?

3 yılı aşkın bir süre uğraştı, yine federal çözümü başaramadı.

Değerli kardeşlerim;

Türkiye ile Sayın Akıncı arasındaki ilişkiler özellikle Barış Pınarı Harekatı ve Hatay konularındaki yanlış demeçleri yüzünden koptu.

Halkımızla kaynaşamadı.

İşte biz bu dönemde öncelikle ‘artık yeter- bir beş yıl daha kaybetmeyeceğiz’ diyoruz.

Bize göre YENİ GELECEK FEDERAL ÇÖZÜM DIŞINDAKİ ÇÖZÜM MODELLERİNİN DE GÜNDEME GELMESİNİ SAĞLAMAKTIR…

Ve biz bunu başaracağız.

Türkiye garantör ülke olarak bu konuda da bize tam destek veriyor.

İki devletli çözüm mümkün mü?

Evet mümkündür.

Biz halk olarak bu noktadaki kararlılığımızı ortaya koyarsak Türkiye de bu noktada olduğuna göre mümkündür…

İnanınız ki, yeni gelecek proaktif siyaset izleyerek, ezber bozarak gelecektir.

Türkiye’nin de desteği ile tüm imkanlar kullanılarak dünyaya tezlerimizi anlatacağız.

Kapalı Maraş’ı KKTC idaresinde Taşınmaz Mal Komisyonumuz vasıtası ile 1974 öncesi hak sahiplerine açacağız.

Mümkün mü? Mümkündür. Şu anda elimizde bazı kişilerin Kıbrıs Türk İdaresi’nde Maraş’a döneceğini beyan eden başvuruları vardır.

Şu konuyu özellikle vurgulamak istiyorum ki Rum tarafı ile görüşmeye açık olacağım.

Seçimden hemen sonra Cumhurbaşkanlığı’nda oluşturacağımız uzman danışma heyetiyle artık federasyon dışındaki alternatif çözüm önerilerini masaya getireceğim.

Ancak; amacı, hedefi, takvimi belli olmayan hiçbir sürecin içinde yer almaya niyetim yoktur.

Halkıma bir beş yıl daha asla kaybettirmeyeceğim.

Ya bir anlaşma olacak, ya da herkes yoluna gidecek.

Değerli kardeşlerim;

Ersin Tatar olarak şu sözü veriyorum; seçildiğim andan itibaren her zaman olduğum gibi siz halkımla içi içe olmaya devam edeceğim.

Kıbrıs Türk halkının sorunlarına somut çözümler bulmak için durmaksızın çalışan bir Cumhurbaşkanı olacağım.

Türkiye’mizle iki kardeş Devlet esasına dayalı olarak, karşılıklı, sevgi ve saygı içerisinde işbirliğimizi en ileri noktaya taşıma gayreti içinde bir Cumhurbaşkanı olacağım.

Hükümetle çatışan, her şeyden şikayet eden değil sorunlara çözüm bulmak için çalışan herkesin, her kesimin Cumhurbaşkanı olacağım.

Ayırmayacak birleştirip, bütünleştireceğim.

Bu topraklarda yaşayan istisnasız her kesimden, her görüşten ve her düşünceden insanımızı kucaklayan bir Cumhurbaşkanı olacağım.

Değerli kardeşlerim,

Kıbrıs Türk halkı ve KKTC eğer bugün bu adada varsa bu milli değerlerine, kimliğine sahip çıkması ile olmuştur.

Eğer Türkiye Cumhuriyeti’nin her alanda bizlere desteği olmasaydı bugünkü konumumuzda olmayacaktık.

Herkes bilsin ki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yaşayan bir gerçek, Kıbrıs Türkü, Türk dünyasının şerefli bir parçasıdır.

Biz Atatürkçüyüz ve onun ilkelerine sıkı sıkıya bağılıyız.

Bu tarihi gerçekleri tartışmak abesle iştigaldir.

Kıbrıs Türk halkı ile Türkiye arasında; tarihimizden, kültürümüzden, ortak değerlerimizden kaynaklanan koparılamaz bağlar mevcuttur.

Türkiye Cumhuriyeti dün olduğu gibi bugünde KKTC’yi her alanda desteklemektedir.

Dış politikadan, eğitime, spordan sanata, tarımdan ticarete, sağlıktan sanayiye kadar hayatın ve ekonominin her alanında KKTC’nin yanında dimdik duran bir Türkiye Cumhuriyeti vardır.

Kıbrıs Türkleri olarak anavatan Türkiye ile bizleri daha da güçlendirecek, Kıbrıs Türklerini daha da zenginleştirecek, kendi ayakları üzerinde durmasını sağlayacak yeni proje ve işbirlikleri mutlaka artarak devam edecektir.

Örneğin yapımı halen devam eden ve çok kısa bir süre içinde tamamlanması öngörülen Lefkoşa’daki 100 yataklı acil durum hastanesi Türkiye’nin Kıbrıs Türk halkına pandemiyle mücadelesinde sağladığı çok önemli bir destektir.

Bu noktada 2020’nin başından itibaren bütün dünyaya hızla yayılan pandemi konusunda  verdiğimiz mücadeleye de değinmek isterim.

Salgın bugün itibarıyla dünya çapında 31 milyonu aşkın insana bulaşmıştır.

Yaklaşık 1 milyon insanın ölümüne yol açmıştır.

Bırakın gelişmekte olan ülkeleri Dünyanın önde gelen ülkeleri dahi; Amerika’sından İngiltere’sine, Almanya’sından, Japonya’sına kadar bu süreçten çok kötü biçimde etkilenmiştir.

Yalnızca insan sağlığı değil hastalığın hızla yayılması nedeniyle toplumsal hayat ve ekonomiler de bu durumdan büyük zarar görmüştür.

KKTC olarak biz bu olayın en başından itibaren halkımızın sağlığını ön planda tutarak gereken kararları aldık.

Halkımızdan asla gerçekleri saklamadık.

Aldığımız her kararı bilim insanlarımızla, uzmanlarımızla ve hepsinden önemlisi halkımızla sürekli bir istişare içinde aldık.

Şeffaf olduk.

Bu dönemde ekonomimizi de, toplumsal hayatımızı da daima göz önünde bulundurduk.

Panik yapmadan, hükümet olma sorumluluğu içinde, gelişmeleri dikkatle izleyerek adımlarımızı attık.

Bazılarının yaptığı gibi eleştirmek kolaydır.

Biz zoru ama doğru olanı, tüm dünyanın yapmaya çalıştığını yapma yoluna gittik

Devlet reel sektörün, özel teşebbüsün sıkıntılarını aşması için 1 milyar TL’ye yakın kaynak aktardı.

Birçok önlem aldık , hala alıyoruz ve almaya devam edeceğiz.

Türkiye’nin desteğiyle başlayan acil durum hastanemizin hızla ilerlediğinden söz etmiştim.

İnşallah Ekim ayının başında hastanemiz hizmete hazır hale gelecektir.

Aynı şekilde yine Lefkoşa’ya yapılacak olan 500 yataklı en son teknolojili Devlet Hastanesi’nin yapımına gelecek yıl başlanacaktır.

Hedef üç yıl içinde tamamlanmasıdır.

Değerli kardeşlerim,

28 Eylül’de yeniden adamıza ulaşacak asrın projesi su hattı Türkiye ile KKTC arasındaki bu birlikteliğin de bir eseridir.

Yerinde gördüm, çok zor koşullarda üç vardiya çalışılarak bu suyun ülkemize bir an önce ulaştırılmasına çalışılıyor.

Bir yandan salgın, diğer yandan bölgede uzun yıllardır görünmeyen kasırga olayının bu yıl yaşanması çalışmaların sonuçlanmasını geciktirmiştir ama yakında mutlaka neticeye ulaşılacaktır.

İnşallah bizim başlatıp yine bizim tamamlayacağımız Türkiye ile elektrik hattı bağlantısı kurulması da bu tarihsel dayanışmanın yeni bir aşaması olacaktır.

Kıbrıs Türkü’nün kimliği ile, Devleti ile var olması bizim için olduğu kadar Türkiye için de önemlidir ve Türkiye bunun gereğini yerine getirmektedir.

Kıbrıs Türk Halkı için Türkiye ile ilişkilerinin yaşamsal önemi vardır.

Halkımız bunu iyi bilmektedir.

Ama bilmeyenler, anlamayanlar vardır.

Onlara gereken yanıtı siz sandıkta vereceksiniz.

Sevgili kardeşlerim;

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı elbette sadece Kıbrıs konusu ile ilgilenmemelidir.

Bizim dönemimizde asla böyle olmayacaktır.

Cumhurbaşkanı olarak halkımızla omuz omuza bu görevi yaparken Cumhurbaşkanlığı’nda da yapısal bir dönüşüm gerçekleştireceğiz.

Ülkemizdeki tüm Sivil Toplum Kuruluşlarının kendisine yer bulacağı biçimde iki ayda bir toplanan Halk Konseyi’mizle halkımızın bütün sorunlarını gündeme getireceği bir platform oluşturacağız.

Mecliste temsil edilen tüm partilerin kendisine yer bulabileceği Meclis Başkanı, Başbakan ve Dışişleri Bakanı’nın da yer alacağı bir Ulusal Danışma Konseyi’ni de hayata geçireceğiz.

Ekonomi, Turizm ve Yüksek Öğretim Konseyleri ile KKTC ekonomisinin temel alanlarında çok sesli ve kapsayıcı bir anlayışla sektör temsilcilerini ve uzmanlarını bir araya getireceğiz.

“Gençlik ve Spor”, “Çevre, Kültür ve Sanat”, “Engelsiz Yaşam” Üst Kurulları ile toplumun en çok ihtiyaç duyduğu alanlarda düzenleyici ve destekleyici kurullar oluşturacağız.

Başarılarıyla Kıbrıs Türkünü gururlandıran sporcularımızı, sanatçılarımızı, bilim insanlarımızı, sivil toplum kuruluşlarımızı ve çevre alanında başarı gösteren çevreci dostlarımızı her yıl düzenleyeceğimiz, Cumhurbaşkanlığı ödülleri ile teşvik edeceğiz.

Kurulduğu ilk günden itibaren Kıbrıs Türkü’nün hayatına müziğin olağanüstü güzelliğini katan Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestramızı ismine yakışır biçimde yeni salonuna taşıyacağız.

Tüm bunları başı dik ve onurlu Kıbrıs Türk halkının kendi ayakları üzerinde durarak daha çok üretmesi ve çocuklarımıza refah içinde, güven içinde bir gelecek kurmak için yapacağız.

Değerli kardeşlerim…

Çok haklı şikayetleriniz vardır biliyorum.

Birçok haklı isteğinizin yerine gelmediğinin ben de farkındayım.

Ancak çok samimi olarak vurguluyorum ki, gün bunlardan dolayı kırılmak ve bedel ödetmek günü değildir.

Gün, birlik olma günüdür.

Gün yaşanan gelişmeleri doğru okuma ve yeni geleceğimiz için doğru karar verme günüdür.

Doğru karar sizleri bugünlere taşıyan Devletimizin yaşamasını, yücelmesini, Türkiye ile iyi ilişkilerimizin daha da ileri gitmesini isteyen düşünce etrafında birleşmektir.

İnanıyorum ki; Hep birlikte “artık yeter” diyerek yeni bir geleceğe yürürsek, mutlaka başarıya

ulaşacağız.

Biz mücadelemizi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti için,

Başı dik, onurlu, Kıbrıs Türk halkının refah ve esenliği için sonuna kadar sürdüreceğiz.

Artık ayağa kalkma ve yepyeni bir geleceğe yürüme zamanıdır.

Kıbrıs konusunda masaya artık yeni alternatifler gelecek,

Kapalı Maraş’ı insanlığa kazandıran yeni bir açılım gelecek,

Mavi Vatan’la ülkemize zenginlik gelecek,

Türkiye ile ilişkilerimizin daha da güçlendiği yeni bir dönem gelecek,

Kıbrıs Türk halkıyla iç içe, halka açık bir Cumhurbaşkanlığı gelecek,

Yeter ki hep birlikte “yeni bir geleceğe, yürüyoruz” diyelim…

Hepinize yeniden en derin saygı ve sevgilerimi sunuyorum…

Sağlıkla kalınız…”