“Antalya’da Net Mesajlar Verildi” « Güneş Gazetesi

SON DAKİKA

“Antalya’da Net Mesajlar Verildi”

Bu haber 21 Haziran 2021 - 16:31 'de eklendi ve 98 kez görüntülendi.

Antalya güzel şehir.

Gidip görüp de hayran kalmayan yoktur.

Doğal güzellikleri ve tarihi zenginliğinin yanı sıra, düzgün turistik altyapısı ile de yabancıların en fazla tercih ettikleri bir şehirdir.

Her gittiğimde son derece güzel izlenimlerle ayrılırım.

Antalya bu kez ziyaret etmeden çok güzel duygular bıraktı bende.

Antalya Diplomasi Forumu’nda verilen mesajları duydukça, Türk diplomasisinin doğru yolda hareket etmenin verdiği güçle ne kadar etkili olduğunu bir kez daha anladık.

Türk diplomasisi ile paralel hareket etmekte olan KKTC dış siyasetinin de bunu yaparak ne kadar doğru bir düzlemde yol almakta olduğunu gördük.

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun fikir babası olduğu Antalya Diplomasi Forumu dolu dolu ve de etkili geçti.

Orada verilen mesajları herkesin iyi okuması ve de doğru anlaması lazım gelmektedir.

Türk dış siyasetinin tüm yönlerine ilişkin ayrıntılı ve doyurucu mesajlar geldi.

Gerek Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, gerekse Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu önemli açıklamalarda bulunarak hem dosta hem de düşmana önemli mesajlar verdiler.

Türk Dışişleri bazı diğer ülkeler gibi, sade tehdit ve şantajdan oluşan bir politika izlemiyor.

Türkiye Cumhuriyeti başta olmak üzere, KKTC ve diğer kardeş ve müttefik ülkelerin hak ve çıkarlarına dayalı bir Türk Dış Siyaseti mevcut.

Özellikle de bölgesel konularda uluslararası hukuk bir an bile olsun göz ardı edilmeden kararlı politikalar ortaya konuluyor.

Türkiye bugün hem masada hem de sahada bu kararlılığı gösteren bir ülkedir.

Kararlılık eğer bir güç eşliğinde gösterilirse etkili olur.

Ve Türkiye de bunu yapıyor.

Doğru diplomasi rotasının yanı sıra, özellikle son dönemdeki millileşme ile gücüne güç katan Türk Silahlı Kuvvetleri, başta Mavi Vatan olmak üzere sahadaki gücü ile kararlılığın anlaşılmasını sağlamaktadır.

Eskiden bazı ülkelerin uygulamakta oldukları “gücün hukuku” yerine Türkiye “hukukun gücü”nü sahadaki güçlü varlığı ile pekiştirmektedir.

İşte bu çerçevede gelişen Türk Dış Politikası’na ilişkin güçlü mesajları gördük.

Doğu Akdeniz, Kıbrıs, Ege, Suriye, Afganistan ve Kafkaslar başta olmak üzere, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin dünyadaki tüm noktalardaki durumlara ilişkin görüş ve politikaları bir kez daha anlatıldı.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu da bu etkinlikte yer alarak önemli mesajlar verdiler.

Kıbrıs’taki son durum genelinde başta olası müzakereler ve çözüm modelleri yanında, Maraş konusunda da net mesajlar çıktı.

Antalya’da tarihi mesajlar yer aldı.

Özellikle de “Kıbrıs Türk Halkı’nın eşitlik ve egemenliği tanınmadan resmi müzakerelere başlanmayacak” mesajı tarihi niteliktedir.

Cenevre’de gerçekleşen gayrı resmi zirvenin ardından tamamlayıcı bir açıklama olmuştur.

Kıbrıs Türk tarafının Cenevre’de ortaya koymuş olduğu yeni vizyonda ne kadar kararlı olduğunu göstermesi bakımından isabetli bir açıklamadır.

Ayrıca, yeni durumun hangi gerçekler üzerinde şekil alacağını da göstermiştir.

Bugüne kadar yapılmış nafile müzakerelerin sadece Rum tarafına zaman kazandırarak gasbedilmiş bir devlerin avantajlarını daha fazla kullanmasını sağlamaktan başka bir işe yaramamış olduğunun artık anlaşılması bakımından yol göstericidir.

Kıbrıs Rum tarafı eğer gerçekten söyledikleri kadar eşit bir çözümden yana ise, bundan sonraki müzakerelerde Kıbrıs Türk tarafının masaya “eşit” ve “egemen” bir taraf olarak oturmasından herhangi bir rahatsızlık duymamalıdır.

Kıbrıs Türk Halkı’nın eşitliğinin ve egemenliğinin bir pazarlık malzemesi değil de, temel bir hak olduğunu herhalde inkar edemezler.

Antalya’da ortaya konmuş olan “eşitlik ve egemenlik kabul görmeden resmi müzakereler başlamaz” bu açıdan son derece önemlidir.

İyi okunsun ve iyi anlaşılsın.

Diğer yandan Maraş konusunda da önemli mesajlar verildi.

Maraş’ta geri adım atılmayacağı ve tamamının açılacağı mesajları önemli.

Bu konuda bir diğer önemli mesaj ise, Maraş’ın hak sahibi olanlara verileceği mesajıdır.

Bu noktada Kıbrıs Türk tarafı en başından beri tutarlı bir politika ortaya koymaktadır.

Her ne kadar da bazı kesimler ve kişiler geride kalan Cumhurbaşkanı seçimi sırasında biraz hezeyana kapılarak konuyu saptırmak isteseler de, baştan beri ortaya konulan politika son derece isabetlidir.

Antalya’da bu politikalar bir kez daha, hem de uluslararası temsilcilerin gözleri önünde ortaya konulmuştur.

Her iki konu da Kıbrıs meselesinin artık hallolmasına yardımcı olacak niteliktedir.

Eşitlik ve egemenliğin kabul edilmesiyle başlayacak müzakerelerde, Maraş’ın hayata geri kazandırılması da etkili olacak ve konu hallolacaktır.

BM Genel Sekreterliği görevine yeniden getirilen Guterres artık konuya acemilik evresini aşmıştır.

Bundan sonra atacağı adımlarda yanlış yapma lüksü yoktur.

Doğru adımlarla ya işi çözecektir, ya da yanlışlarda ısrar ederek işin belki de bir elli yıl daha uzamasına neden olacaktır.

Hangi seçeneğin geçerli olacağını zaman gösterecek.

Ama şu ana kadarki görüntü, Guterres’in de artık “farklı” bazı şeyleri şiddetle talep edecek olduğudur.

Bunda Kıbrıs Türk tarafının izlediği proaktif  siyaset de mutlaka etkili olmuştur.

Hepimizin dileği akıl yolunun galip gelmesi ve Kıbrıs’ta iki halkın eşitliğine ve egemenliğine dayalı bir çözümün hayat bulmasıdır.