1974’TE NESNE, 1983’TE DE ÖZNE OLDUK « Güneş Gazetesi

SON DAKİKA

1974’TE NESNE, 1983’TE DE ÖZNE OLDUK

Bu haber 06 Ağustos 2021 - 17:23 'de eklendi ve 169 kez görüntülendi.

Geçtiğimiz hafta, Başbakan Ersan Saner bir soru üzerine “1974 öncesi nesne bile değildik” dedi.

Kıyamet de koptu.

Vay efendim sen Doktor Küçük ve Rauf Denktaş önderliğinde verilmiş mücadeleyi yok mu sayıyorsun..!

Başbakan Saner’e, çok tuhaftır ki, sol cenah ağırlıklı bir eleştiri bombardımanı başladı.

Soruyu soran bendeniz, aldığımı yanıtı kesinlikle yadırgamadım.

Çünkü son derece doğruydu.

Kıbrıs Türk Halkı 1974’te Mehmetçik tarafından gerçekleştirilen Mutlu Barış Harekatı ile nesne oldu.

Öncesinde var oluş mücadelesi vermekteydi.

Başarı ile de verdi ki 20 Temmuz 1974’te ulaşıldı.

Eğer o tarihe kadar bir mücadele verilmemiş olsaydı, sözüm ona Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Başpiskopos Makarios’un bir tehdit açıklamasında da dile getirdiği gibi, “Türkiye Kıbrıs’ta kurtaracak Türk bulamayacaktı…”

Ama buldu…

Çünkü Kıbrıs Türkü mücadele etti

Canı pahasına direndi.

Bunu zaten inkar eden yok.

Ama gettolara sıkıştırılmış bir halde yaptı bunu.

İnsanlık dışı ablukalar altında başardı.

Sadece düşmanla değil, açlıkla da mücadele etti.

Mücadele etti ve başardı.

Osmanlı İmparatorluğu sonrasında başlayan İngiliz Yönetimi Kıbrıs Türkü için son derece kötü bir dönem olmuştur.

Her açıdan yasaklanan bir toplum, dinine, diline ve kültürüne sahip çıkmak için aydın insanları öncülüğünde direnmiştir.

O kadar ki, Sömürgeci İngiliz Yönetimi kimi zaman bu direnişi kırmak ve yok etmek için Rum terör örgütlerinin faaliyetlerine bile göz yummuştur.

Bilinenin aksine, Rum teröristler Kıbrıs Türklerine yönelik tedhiş eylemlerine 1963 öncesinde başlamıştır.

Ama İngiliz Sömürge Yönetimi tarafından göz yumulan ve hatta teşvik edilen bu eylemler doğal olarak kayıtlara geçmemiştir.

Fakat gel gör ki, her zaman olduğu gibi o günlerde de terör kendisini besleyen ele de saldırmıştır.

EOKA tarafından İngilizlere yönelen terör eylemleri sırasında, olaylara hiçbir dahli bulunmayan Kıbrıs Türkleri de toplumsal olarak cezalandırılmıştır.

Okullardaki kitapları yasaklanmış, Türk bayrağı yasaklanmış, düğünler dahil olmak üzere her türlü sosyal içerikli toplantılar da yasak sayılmış, engellenmiştir.

İşte bu yıllarda nesne dahi sayılmayan Kıbrıs Türklerinde “varoluş” bilinciyle “direniş” içgüdüsü hayat bulmaya başlamıştır.   

Bir oldu bittiye getirilerek ve zorlamaya dayanarak kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti ile de Kıbrıs Türklerinin varoluş mücadelesi, yani yok oluşa direnmesi süreci de başlamış olur.

Kıbrıs Türklerinin Kıbrıs’taki varoluşunun temelini oluşturan TMT’nin kurulmasıyla o güne kadar dağınık bir şekilde ada üzerinde tutunmaya çalışan Kıbrıs Türklerinin özgürlük, bağımsızlık ve egemenliği de vücut bulmaya başlar.

Tam 11 yıl direnir Kıbrıs Türkü..

11 yılın sonunda Garantör Anavatan  gelir ve varoluş mücadelesi taçlanır.

Kıbrıs Türkü artık bir nesnedir.

Ama bu yetmez.

Özne olmak lazımdır.

İşte bunun için de 15 Kasım 1983’te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilan edilir.

Kıbrıs Türkü artık egemen bir devlet sahibidir.

Yani öznedir…

1963 öncesi nesne bile olmayan bir toplum 1983’te devletine kavuşarak egemen bir halk olur.

İşte bunu sordum Sayın Başbakan’a..

O da tüm içtenliği ve samimiyetiyle Kıbrıs’taki gerçekleri dile getirdi.

Ama birileri bunu sevmedi.

Hatta o kadar ki, yıllardır milliyetçi olmakla suçladıkları kişinin bu kez milliyetçiliğini sorgulamaya başladılar.

İşte böyle tuhaftır benim ülkem.

Dünün bir önemi yoktur.

Ama yarın da önemli değildir.

Onlar için varsa yoksa bugün vardır.

Büyük bir hata..

Dünü unutup, yarını da boş vererek sadece günü birlik yaşamak, ve bir de bunun üzerine siyaset kurmak son derece yanlıştır.

Başbakan Saner çok doğru söylemiştir.

Kıbrıs Türkü 1974 öncesi değil özne, nesne bile değildi.

Ama direndi ve önce nesne sonra da özne oldu.

Bunu Kıbrıs Türküne yakıştırmayanlar olabilir.

Ama sırf onlar rahatsız oldu diye bizler de gerçeklerden vaz geçecek değiliz.

Kıbrıs Türkü’nün var oluş mücadelesini kimse inkar etmemiştir.

Aksine, bu direnişin getirdiklerine vurgu yapılmış, “özne değiliz” diyenlere düştükleri yanlış işaret edilmiştir.

Anlayana sivrisinek saz, anlamayana ise davul zurna az gelirmiş..

Biz şimdilik sivrisinek olalım…

Bakalım, gidişata göre farklı şeyleri de deneriz belki…  

AZİZ KARAAZİZ[email protected]
GÜNDEM