15 Kasım Kutlamaları ve Rumların ‘Halet-i Ruhiyesi’  « Güneş Gazetesi

SON DAKİKA

15 Kasım Kutlamaları ve Rumların ‘Halet-i Ruhiyesi’ 

Bu haber 23 Kasım 2020 - 12:32 'de eklendi ve 430 kez görüntülendi.

KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimlerini Sayın Ersin Tatar’ın kazanması, 15 Kasım’da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin 37. kuruluş yıldönümünde, Türkiye Cumhuriyeti cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü bir ekip ile kutlamalara etkin bir şekilde katılmaları ve Maraş’a yapılan anlamlı ziyaret Güney Kıbrıs’ta yaşayan Rumları şaşkına çevirdi.

Kuzey Kıbrıs’taki tüm bu olumlu gelişmeler sonrası Rumların Halet-i Ruhiyelerini göstermesi açısından, güneyde yayınlanan Politis gazetesi ile Haravgi gazetelerinde çıkan haberleri, Kuzey Kıbrıs’ta yayınlanan Kıbrıs Postası gazetesinin derlediği haber içindeki bir kaç paragrafı sizlere aktarmak istiyorum.

Önce Politis gazetesinde çıkan yazıdan bir bölüm:

“Politis, Ada’daki fiili durumun uzaması ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) bile adaleti değiştirmesinin hukuken mümkün olduğunu yazdı. Gazete, AİHM’in, Taşınmaz Mal Komisyonu’nu iç yargı imkânı olarak tanımasını gündeme getiren Dimopulos kararını hatırlattı.

Fiili durumun uzamasının adaleti mülklerin sahibi yerine kullanıcısı lehine değiştirip değiştiremeyeceğinin sorulduğu hukukçuların, olumlu cevap verdikleri ve başka tehlikelere de dikkat çektikleri belirtildi.

Gazeteye göre, uluslararası hukuk profesörü Kostas Paraskevas’ın “mesele çok kritik” diyerek AİHM’in, geçen zamanı, mülkiyet hakkını ve Rum göçmenlerin ellerindeki tapuları olumsuz etkilediği görüşünde olduğunu söyledi.

Parakevas, AİHM’in Dimopulos kararında, bütün malların kullanıcıları veya hamilleri olabileceğini dikkate almadan bütün Rum göçmenlere verilmesine hükmedemeyeceğini söylediğini kaydetti.”

Politis gazetesinde devamla,

“15-20 BİN KIBRISLI TÜRK KIBRIS CUMHURİYETİ’NE TAŞINIRSA DÜNYAYA NE DİYECEĞİZ?”

Aynı gazete KKTC’nin önümüzdeki aylarda veya yıllarda bazı devletler (Azerbaycan, Türkmenistan, Somali, vb) tarafından tanınması senaryosunun göz ardı edilmemesi gereken bir senaryo olduğunu kaydederek özetle şunları aktardı:

“Kıbrıs Rum siyasi elitinin bundan sonrasına hazır olmadığı aşikardır. Tanınmayla veya ilhakla coğrafik alanın dünyada 5-6 ülke tarafından tanınması veya daha kötüsü vatanımızın Yeşil Hat’tın kuzeyindeki yarısının fiili olarak bir çeşit Türkiye’nin bir ili olması ve bu gerçekte yaşamak istemeyen 15-20 bin Kıbrıslı Türkün de jure Kıbrıs Cumhuriyeti’ne taşınmış olması senaryosuna hazırlıklı mıyız? Yeni, benzeri görülmemiş bir çerçevede taksimi 1.5 tipi çözüm mantığına oturtacağız. O zaman dünyaya ne diyeceğiz?

Kıbrıslı Türk vatandaşlar uluslararasında tanınmış Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşı değil mi diyeceğiz? Kamuya atanma veya Meclise seçilme hakları yok mu diyeceğiz? 

Örneğin 5 Rum holigan ortak bir toplantıda 30 Kıbrıslı Türk’e saldırır ve 3’ünü öldürürse  Kıbrıs Cumhuriyeti bunu nasıl yönetecek?”

Lütfen yukardaki senaryoyu iyice okuyun ve içimizdeki 15-20 bin Kıbrıs Türkü için neler düşündüklerine iyice bakın.

Bir de Haravgi gazetesinde yayınlanan bir haber/yorumu da sizlerle paylaşayım.

“Kıbrıs Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Aristotelis Konstantinidis ise fiili durumun uzamasının KKTC’nin devletler tarafından tanınması “tehlikesini” yaratacağına dikkat çekti.

Şu anda KKTC’nin Türkiye’ye dost birkaç ülke tarafından tanınmasının imkansız olmasa da zor olduğunu söyleyen Konstantinidis, AB ve uluslararası toplum tarafından göğüslenebilecek ciddi hukuki ve siyasi etkilerin tartılması gerektiğini kaydetti.

Konstantinidis, bu devletlerin tartıya, Türkiye’den çıkarları ile küçük devletlerden çıkarlarını koyacaklarını, zamanla uluslararası tepkinin zayıflayacağını, dünyada bunun net örnekleri bulunduğunu anlattı.”

Yine Haravgi gazetesinde yayınlanan son bir ilginç paragrafı da sizlerin bilgisine getireyim.

“Gazete, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın geçen hafta kapalı Maraş’ta “gerçek mermiler” ile atış yaptığını yazdı.

Rum tarafında TMK’ya başvurulması ve başvurulmaması yönünde birçok telkine maruz kalan Maraş kökenli Rumların ne yapmaları gerektiğini şaşırdığını kaydetti.

Gazete bunlar olurken Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis ve Dışişleri Bakanı Nikos Hristodulidis’in gelişmelerin dışında olduğu vurgulayarak, “geçen haftaki gibi gelişmeler tekrarlanmamalıdır” vurgusunu yaptı.”

Güney Kıbrıs’ta çıkan bu haberler, Rumların Halet-i Ruhiyesini göstermesi açısından önemli bulduğum için bu paragraflara köşe yazımda yer verdim.

Tüm bunlar göstermektedir ki, anavatan Türkiye Cumhuriyeti  Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve yeni seçilen KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar liderliklerindeki yeni Kıbrıs politikalarımız, doğru yolda olduğumuzu göstermektedir.